Gerçekte nasıl bir his
İlk fark ettiğiniz şey, balıkların yemden önce gelmesi. Bu noktada dalgıcın sesini tanıyorlar; eğitmen avucunu açtığında grubun etrafında zaten dağınık bir kalabalık oluyor. Sonra elinizi uzatıyorsunuz, o avucunuza yemi bırakıyor ve dağınık kalabalık bir duvara dönüşüyor: her yönden bastıran küçük gövdeler, parmaklarınıza çarpan, maskenizin önünde asılı kalan, gördüğünüzden çok hissettiğiniz kadar hızlı dönen balıklar.
Ne nazik ne de korkutucu. En çok, kalabalık bir pazarda avucunuz açık durmaya benziyor: bol temas, bol hareket, birkaç saniyede bitiyor ve insan hemen bir daha istiyor. Konukların çoğu regülatörün içine gülüyor; 12 metrede duymaya değer bir ses.
Eğitmen genelde yemin bir kısmını saklıyor ki gruptaki herkese sıra gelsin, ve elleriniz doluyken fotoğrafı o çekiyor. Bu, Side Su Altı Müzesi gününün en çok fotoğraflanan anı — heykellerin kendisinden bile fazla. İnsanlar yukarı çıkınca statülerden değil, balıklardan bahsediyor.
Neden kendi başınıza değil, rehberle
Üç sebep, hepsi pratik. Birincisi miktarın kontrolü. Tek bir eğitmenin tek noktada küçük porsiyonlar vermesi işi düzenli tutuyor; altı dalgıcın etrafa yem saçması ise alanın üzerinde sürüklenen, kimseyi doğru düzgün beslemeyen ve arkadan gelen gruba bulanık su bırakan bir bulut yaratıyor.
İkincisi dengeniz. Üstünüze gelen balık duvarı gerçek bir dikkat dağıtıcı ve dikkati dağılan başlangıç seviyesindeki dalgıç sürükleniyor: ya yüzeye doğru ya kuma. Rehberin hemen yanınızda olması, siz sürüye bakarken birinin derinliğinize baktığı anlamına geliyor. Küçük grup oranlarımızın önemi de burada; ayrıntısı eğitmen başına kaç dalgıç düşüyor sayfasında.
Üçüncüsü nerede ve ne kadar kararı. Rehber, alanın hangi noktasında besleneceğine ve ne zaman duracağına karar veriyor; böylece aynı köşe her dalışta hırpalanmıyor ve yeterince almış bir canlının peşine düşülmüyor. Balık beslemek doğal değil, kontrollü bir eylem; gözetim altında yapılması, güzel bir anı ile dağınıklık arasındaki farkı yaratıyor. Yeleğinizin cebinde ekmekle gelirseniz, onu teknede bırakmanızı rica ederiz.
Size söz vermeyeceğimiz şeyler
Hangi türlerle karşılaşacağınızı söylemiyoruz. Buradaki Akdeniz bir balık kıyısı, akvaryum değil: iyi bir günde heykellerin çevresinde onlarca küçük resif balığının arasında kalabilirsiniz, rüzgârlı ve görüşün düştüğü bir günde ortam çok daha sakin olur. Canlı görme koşullara bağlıdır; garantili tür listesi veren biri denizi değil, bir broşürü anlatıyordur.
Daha 'büyük' hiçbir şeyi de sahnelemiyoruz. Burada büyük canlı beslemesi yok, gösteri yok, başka yerden çekilen hiçbir şey yok — sadece yapay bir resifin sakinleri, yem çıkınca ne yapıyorsa onu yapıyor.
Dalışta sizi en çok bu kısım çekiyorsa doğru rezervasyon müze günü: sığ, aydınlık, yapıların çevresi canlı kaynıyor; iki rehberli dalış, tüm ekipman, otel transferi, yemek ve sigorta dahil yaklaşık yedi saat için 45 €. Mümkün olan en kısa günü ve en yumuşak girişi tercih ediyorsanız 43 €'luk Kumköy dalış günü altı saat sürüyor ve Side otel bandına en yakın limandan kalkıyor.